 |
MEVSİMSEL HASTALIKLAR
 |
TÜBERKÜLOZ
Tüberküloz Nedir?
Tüberlüloz, kişiden kişiye hava yolu ile bulaşan ve çoğunluk ise akciğerleri
tutan bir enfeksiyondur. Tüberkülozlu kişiler konuştuğunda, öksürdüğünde,
hapşırdığında , tüberküloz basilleri havaya yayılırlar. Bu basilleri
soluyan bir diğer kişinin tüberküloz olma olasılığı vardır. Ancak,
tüberküloz vücuda girdiğinde kişinin vücut direnci bu basili yenebilir
ve kişi hastalanmayabilir.
Tüberküloza yakalanmak zordur. Genelde tüberküloz hastası biri ile
uzun süre birarada yaşayan kişilerde de hastalık görülebilir. Tüberküloz
kapalı ortamlarda daha kolay yayılır.
Tüberküloz bugün dünyada artmakta olup, önemli bir sağlık sorunu oluşturmaktadır.
2020 yılına kardar dünyada 70 milyon kişinin tüberküloz nedeni ile
hayatını kaybedeceği tahmin edilmektedir.
Kimler Tüberküloz Olur?
Her ırktan ve ülkeden, zengin, fakir herhangi bir yaşta herkes tüberküloz
olabilir. Ancak bazı nedenlerden ötürü, bazı kişilerin aktif tüberküloza
yakalanma riskleri yüksektir. Bu risk grupları:
HIV enfeksiyonlu ( AIDS virüsü ) kişiler
Tüberkülozlu hastalarala yakın temasta olan kişiler
Vücut direnci düşük olan hastalar: şeker hastaları, uzun süreli
kartizon kullanan hastalar…
Bakımevleri, hapishanelerde kalan ya da çalışanlar
Kötü beslenen kişiler
Alkolikler, uyuşturcu kullanalar
Tüberküloz Bulguları Nelerdir?
Sadece tüberküloz ile efekte olmuş kişilerde hiçbir bulgu olmaz.
Tüberküloz hastası olanlarda ise aşağıdaki bulguların bir ya da
birkaçına raslanabilir:
Geçmeyen öksürük
Sürekli yorgunluk hissi
Kilo kaybı
Kanlı balgam
Gece terlemesi
Ancak bazı kişilerde, bazen ortaya çıkan öksürük dışında hiçbir
bulguya görülmeyebilir.
Tüberküloz Hastalığı Nasıl Gelişir?
Tüberküloz hastalığının ortaya çıkması için iki yol vardır:
Yıllar önce tüberküloz ise enfekte oluş sağlıklı kişilerde, genel
durumu bozacak bir hastalığın ortaya çıkması ( Şeker hastalığı gibi
) sonucunda kişinin bağışıklık sistemi zayıflar ve tüberküloz hastalığı
çıkar. Bu durumda kişi, vücuda tüberküloz basilinin girmesinden
yıllar sonra hastalanabilir.
Bazen tüberküloz hastalığı, kişinin bağışıklık sisteminin kendini
koruyamayacak durumda olduğu dönemde, hızla ortaya çıkabilir.
Tüberkülün Deri Testi Nedir?
Tüberkülün deri testi kişide tüberküloz olup olmadığını saptamaya
yarayan bir testtir. Ön kolun iç yüzünde test materyali, cilt içerisinde
enfekte edilir. 2 ve 3 gün sonra test okunur. Oluşmuş oln serliğin
derecesine göre sonuç değerlendirilebilir.
Bu test çevresinde bilinen tüberküloz hastası olanlara yapılmalıdır.
Tüberküloz Tedavisi:
Yakın çevresinde tüberküloz hastası oln ve tüberkülin deri testi
( - ) olan hastalara koruyucu tedavi olarak 6 ay süre ile INH verilir.
Tüberküloz hastalarına ise tedavi hastane ortamında başlanıp evde
devam edilir. Tedavide 6-9 ay süre ile birkaç ilaç verilir. Hastanın
ilaçları düzenli olarak alması ve ayak labaratuvar kontürolünün
yapılması gerekmektedir. Eğer tedavi düzensiz olunur ise, kişi ikinci
kez tüberküloz olduğunda, ilaçlara karşı direnç gelişeceğinden,
hastalığı tedavi etmek zorlaşacaktır.
Yan etkileri yüzünden ilaçların bazılarında doz azaltılması ya da
tamamen kesilmesi gerekebilir.
SİNÜZİT
Sinüsler, kafatasının daha çok, ön bölümüne yerleşmiş bulunan içi
hava dolu boşluklardır. Yeni doğan bir bebekte, hepsi tam olarak
gelişmiş olmasa da sinüs bulunur. Erişkin yaşa kadar gelişerek büyümeleri
tamamlanır.
Sinüsler ne işe yarar? Bu sorunun tek bir yanıtı yoktur. Kafatasına
gelen darbelere karşı etkiyi azaltıcı oldukları, ısı yalıtımı yaptıkları,
ses karakterine katkılarının olduğu söylenebilir.
Sinüsler 4 ana gruba ayrılır. Frontal sinüs alında; maksiller sinüsler
yanaklarda; etmoid sinüsler burun tavanına yakın ve her iki göz
küresinin arasında; sfenoid sinüs ise etmoid sinüslerin yerleşmiştir.
Sinüsler dar kanallarla burun içine açılırlar. Bu kanallardan sinüslere
hava girişi olurken, sinüs içinden salgılanan ve tüylü hücrelerle
taşınan salgılar burun içine, oradan da genize akar.
Erişkin bir insanda ortalama olarak günde 500 cc kadar normal burun
ve sinüs akıntısı genize akar ve yutulur. Bu akıntı hastalık belirtisi
değildir. Akıntıyla birlikte hava yoluyla buruna ve sinüslere girmiş
olan toz parçacıkları ve bakteriler de taşınır. Mideye giden bakteriler
mide asidi tarafından parçalanarak etkisiz hale gelir. Ancak bazı
durumlarda akıntı rahatsız edici hale gelebilir. Allerjik burun
hastalığında, akıntı bol miktarda ve su gibidir; kıvamı arttığında
yapışkan hale gelir ve yutulması zorlaşır; sinüzit durumunda ise
akıntı hem yapışkan hem de iltihap nedeniyle sarımsı yeşil renkte
olabilir.
Sinüslerin görevlerini normal olarak yerine getirebilmesi için kanalların
açık, salgı yapısının normal ve bunları taşıyan tüylü hücrelerin
de sağlıklı olması gerekir.
Sinüzit terimi bahsedilen sinüslerden biri, birkaçı ya da hepsinin
iltihaplanması demektir. Sinüzite bağlı şikayetler yüzde ağrı, burun
tıkanıklığı, iltihaplı akıntı, koku alma bozukluğu, ağız kokusu,
dişlerde ağrı, öksürük, ateş ve halsizliktir. Bunların hepsi her
zaman olmayabilir. Nadir olmayarak sinüzit ve bronşit bir arada
görülebilir.
Sinüzitin tedavisi akciğerlerin de iyileşmesini sağlar. Sinüzit
nadiren komşu olduğu göz ve beyine enfeksiyonlarına neden olur.
Sinüzit tanısı bazen yanlış olarak kullanılmaktadır. Özellikle hastalar
burun ve sinüslerdeki dolgunluk ve tıkanıklık için olduğu kadar
hemen her baş ağrısını sinüzit olarak yorumlamaktadırlar. Günlük
yaşamda karşılaşılan baş ağrılarının aslında küçük bir kısmını sinüzitler
oluşturmaktadır. Sinüzite bağlı baş ağrıları tipik olarak soğuk
algınlığı ve burun tıkanıklığının arkasından başlar. Nedeni, sinüslerin
kanalının tıkanması ve sinüs içerisinde oluşan vakumun ağrı oluşturmasıdır.
Daha çok alın, göz çevresi ve yüzde ağrı olur. Yere eğilmekle artar.
Migrende olduğu gibi bulantı yoktur ve krizler halinde gelmez.
Sinüzit oluşması için koruyucu mekanizmaların bozulması gerekir.
Bu mekanizmaların en önemlisi tüylü hücrelerin yaptığı temizliktir.
Hücrelerin çalışması daha çok soğuk algınlığı denilen viral hastalıklar
sırasında bozulur. Ayrıca sinüslerin içini döşeyen örtü kalınlaşır.
Bu durum sinüslerin burunla bağlantısını sağlayan kanalların da
tıkanmasına yol açar. Bunun ardından bakteriler sinüs içerisinde
çoğalarak sinüzit dediğimiz hastalık tablosunu oluşturur. Ancak
sinüzit her zaman bakterilerle oluşmaz. Virüsler ve mantarlar da
sinüzit yapabilir.
Sinüzit bazı durumlarda daha sık görülebilir. Sık soğuk algınlığı
geçirenlerde, allerjisi olanlarda, septum denilen burun orta bölmesinin
sinüs kanallarının olduğu yerlerde çıkıntı yapması durumunda, polipleri
olanlarda, hava kirliliğinde, sigara içenlerde, salgı yapısı çok
yapışkan olanlarda sinüzit daha sık görülür. Ayrıca soğuk algınlığı
bulguları olmayan tek taraflı sinüzitlerin diş hastalıkları ve diş
çekiminden kaynaklanma olasılığı akla gelmelidir.
Basit bir soğuk algınlığında görülen şikayetler ortalama 1 hafta
sürmektedir. Bu süreden sonra devam eden şikayetler hekime başvurmayı
ve sinüzit tedavisini gerektirir. Muayenede burun içi yapıları ve
akıntının niteliği görülür. Gerekli görüldüğünde röntgen tetkiki
yapılabilir.
Özel durumlarda sinüs kanallarında gelen akıntı bakteri araştırması
için laboratuvara gönderilebilir. Sinüzit tedavisinde sinüslerin
havalanmasını kolaylaştıran dekonjestanlar (tablet, süspansiyon
ve burun damlası şeklinde) ve bakterilere karşı antibiyotikler sıklıkla
kullanılır. Şikayetlerin 2 ay kadar devam etmesi veya sık sık tekrarlaması
durumunda kronik sinüzit söz konusudur. Bu durumda sinüslerin yapısını
ve hastalık nedenlerini ayrıntılı olarak görebilmek için bilgisayarlı
tomografi tetkiki yaptırılır.
Eğer belirlenen durumun ilaçlarla tedavisi mümkün olmayacaksa cerrahi
tedavi önerilir. Son zamanlarda yaygın olarak kullanılan “Fonksiyonel
endoskopik sinüs cerrahisi (FESS)” kronik sinüzitlerin tedavisinde
eskiye oranla son derece başarılı sonuçların elde edilebilmesini
sağlamıştır.
AKUT BRONŞİT
Akut Bronşit Nedir?
Bronşit, bronş adı verilen havayollarında salgı artması ve diğer
değişiklikler ile ortaya çıkan enflamasyondur. En sık rastlanan
tipleri akut ve kroniktir. Akut bronşit havayollarının salgı zarlarının
yangısıdır.
Akut Bronşitin Nedenleri:
Akut bronşit çoğunlukla bakteri ya da ürünlere bağlı olarak ortaya
çıkar. Genellikle hafif aktiviteyi az kısıtlayıcı şekilde seyreder
ve tamamen geçer. Akut bronşit üst solunum yollarının viral enfeksiyonlarından
sonra ya da soğuk algınlığından sonra ortaya çıkar. Kronik sinüzit
ve/veya allerjisi olan hastalarda da gözükür. Pnömoni, bronşitten
sonra ortaya çıkabilen bir komplikasyondur.
Akut Bronşitin Belirtileri Nelerdir:
Belirtiler kişiden kişiye değişse de sıklıkla aşağıdaki belirtiler
görülür.
Burun akıntısı
Fenalık hissi
Titreme
Hafif Ateş
Kas ağrısı
Boğaz ağrısı
Başlangıçta kuru öksürük
Daha sonraları balgam çıkarma
Akut Bronşit Tanısı Nasıl Koyulur?
Akut bronşit tanısı hastalığın öyküsünün alınması ve fizik muayene
ile koyulur. Pnömoni veya astım gibi hastalıkları ekarte etmek için
tetkikler istenebilir. Tanıyı kesinleştirmek için aşağıdaki tetkikler
istenebilir.
Akciğer grafisi
Kan Tahlilleri
Kandaki oksijen miktarının ölçülmesi
Burun ve/veya boğaz salgısından kültür
Akciğer fonksiyon testleri
Akut Bronşitin Tedavisi:
Akut bronşitin tedavisi aşağıdaki faktörler gözönüne alınarak doktor
tarafından düzenlenmektedir.
Hastanın yaşı, genel sağlık durumu ile tıbbi özgeçmişi
Hastanın ilaçlara karşı toleransı
Akut bronşitin hastada mevcut olan diğer hastalıklar üzerine olabilecek
etkisi
Akut bronşit çoğunlukla virüs enfeksiyonlarına bağlı oluştuğundan,
antibiyotik tedavisi genellikle gereksizdir. Kullanılan tedaviler
çoğunlukla destek tedavisidir.Bunlar:
Ateş düşürücü, ağrı kesiciler
Öksürük şurupları
Sıvı alımının arttırılmasıdır.
ASTIM
Astım Nedir?
Astım bronşların kronik yan ayık bir hastalığıdır. Bu kronik enflamasyon
sonucunda insanlarda tekrarlayan öksürük nöbetleri, hırıltı solunum,
nefes almada zorluk ortaya çıkar. Bronşlar çeşitli allerjenlere,
kimyasal solunum, sigara dumanına, soğuk havaya ve egzersize duyarlı
hale gelirler. Bu uyaranlar ile karşılaştıklarında bronşlarda ödem,
kasılma ve salgı oluşması meydana gelir. Ortaya çıkan solunum sıkıntısı
ya kendiliğinden ya da ilaçlarda kaybolur.
Astım tedavisi uygun şekilde planlandığı ve kullanıldığı zaman bu
yangı azalır; yakınmalar ve astıma bağlı problemlerin çoğu kaybolur.
Astım Ne Zaman Düşünülmeli?
Göğüste tekrarlayan hırıltı.
Özellikle sabaha karşı veya sabah ortaya çıkan kuru, inatçı öksürük,
Gece öksürük veya nefes darlığı ile uyanma,
Merdiven çıkma, hızlı yürüme, koşma gibi eforlardan sonra öksürük
ya da hırırltı solunum,
Bazı mevsimlerde ortaya çıkan nefes darlığı,
Allerji yapan maddeler ise ve/veya kimyasal irritanlar ile karşılaşıldığında
ortaya çıkan öksürürk veya hırıltı solunum veya nefes darlığı,
Sık “göğüse inen” nezle olduğunda astım olasılığı akla gelip,
doktora başvurulmalıdır.
Astım Niçin Tetkik Edilmeli?
Astıma yönelik tetkikler kriz anında veya krizi izleyen günlerde
yapılmamalıdır.Bu tetkikler, kişinin iyi olduğu dönemlerde yapılmalıdır.
Bu tetkikler sonucunda üç soruya yanıt verilmelidir:
1. Gerçekten Astım Mı?
Bronş darlığının ilaçlar ile ne derece düzeldiğinin saptanması:
Nefes açıcı ilaç öncesi ve sonrası solunum foksiyon testi yapılarak
belirlenir.
2. Bronşlarda, krizler arasında darlık oluyor mu?
Bronş akım hızlarının ölçülmesi: Tepe Akım Hızı’nın bir cihaz
ile ölçülmesi
3. Ortaya çıkartan faktörler neler?
Bu faktörlerin belirlenmesi
Astımı Ortaya Çıkaran Faktörler Nelerdir?
Çevresel Faktörler:
Dış çevre: Polenler, hava kirliliği
İç Çevre:
Ev içindeki hayvanlar, kimyasal maddeler…
İşteki kimyasal maddeler buharlar…
Kriz Başlatan Faktörler:
Allerji: Allerjinin belirlenmesindeki ilk adım, hastanın iyi sorgulanmasıdır.
Yakınmaların Mevsimler ile ilgisi, evcil hayvan varlığı, rutubet,
ev tozu akarları (halı,yün veya pamuk yatak, yorgan), mesleki etkenlerin
belirlenmesi önemlidir. Ayrıca kişide saman nezlesi, cilt allerjileri,
besin allerjisi olması, ailesinde allerji, astım öyküsü olması önem
taşır.
İkinci adım, allerji cilt testleri ile etken maddelerin saptanmasıdır.
Bu testler uzman doktor tarafından uygulanmalı ve yorumlanmalıdır.
Ev tozu akarları, ağaç polenleri, ot polenleri, klif mantarları,
evcil hayvanlar standart olarak test edilmektedir. Daha sonra allerji
düzeyini belirlemek amacı ile detaylı kan tetkikleri yapılır.
Egzersiz: Egzersiz, astımı bir efor yapıldıktan sonraki dakikalarda
ortaya çıkar, öksürük ve hırıltı solunum ile kendini belli eder.
Özellikle gençlerde hızlı yürüme , koşma sonucunda ortaya çıkar.
Egrezsiz öncesi nefes açıcı ilaç alımı ise önlenir.
Enfeksiyonlar: Üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında
astım atakları gelişebilir. Özellikle viral enfeksiyonlar bu ataklardan
sorumludur.
Sinüzit: Astımlı hastalarda sinüs hastalıkları görülür. Sıklıkla
bakterilerin neden olduğu sinüzit saptanır.
Aspirin: Değişik bir astım türü aspirin grubu ilaçlar ise
tetiklenen ve bunun da polipler ile birlikte görünen, SAMTER SENDROMU
denen astımdır. Bu grup hastalar aspirin ve mon-steroid antienflamatuar
ilaçlar yasaklanmalı, burun polipleri ameliyat edilmelidir.
Mide Asidi: Mideden başlayıp göğüse doğru çıkan şiddetli
yanma ve ağrı mide asidinin yemek ve nefes borusuna kaçtığının göstergesidir.
Özellikle yemeklerden sonra, ortaya çıkar, yatar pozisyonda ve öne
doğru eğilince artar; bazen öksürük ve hırıltı solunuma neden olur.
Bu duruma reflü denilir ve astımı tetikleyen etkenlerdendir.
Meslek: Astımların %5-10’u mesleki astımdır. Özellikle otomobil
boyacıları, kimyasal madde kullanılan laboratuvarlarda çalışanlar,
kuaförler de görülür.
Hava kirliliği: Hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde öksürük
ve hırıltı solunumu daha sık görülür. Astım hastalarının ortaya
çıkması sıklaşır.
İrritan Maddeler: Böcek ilaçları, solvanlar, boya spreyleri,
amonyak veya klorhidrik asid buharı astım krizi ortaya çıkartır.
Rutubet: Ev tozu akarları ve küf mantarları rutubetli ortamlarda
sık görüldüğünden, allerjik astım oluşmasında rutubetin rolü büyüktür.
Psikolojik Faktörler: Heyecan, sıkıntı gibi durumlarda hastaların
yakınmalarında ve özellikle nefes darlığında artış olur.
Astım Tedavisi
Astım hastasının normal yaşantısını sürdürmesi gerekmektedir. Gece
yakınmalarının olmaması, olabildiğince az sayıda astım krizi veya
otağı ortaya çıkması, acil olarak hastaneye başvurmamak, ihtiyaç
halinde nefes açıcı ilaç kullanımının olmaması, fizik aktivitelenin
sınırlanmaması, solunum fonksiyonlarının olabildiğince normalleştirilmesi
, ilaçların yan etkilerinin olmaması ancak uygun bir idame tedavisinin
ile mümkündür.
İdame tedavisinde öncelikli olarak solunum yolu ile alınan sprey
veya toz halinde uzun etkili bronş açıcılar ve kortizon kullanılmaktadır.
Bu İlaçlar hamilelerde de kullanılabilir. Belirli hasta gruplarında,
standart allerjen ekstreleri ise, uzman doktor tarafından uygulanan
aşılar da kullanılabilir. Önemli olan astım ile birlikte yaşamayı
öğrenmektedir.
NEZLE
Çoğunlukla virüslerin neden olduğu enfeksiyonlardır. Hava ceryanında
kalmak, üşümek, ayakların ıslak kalması vb. durumalr enfeksiyona
doğrudan neden olmasalar da vücut direncini kırarak enfeksiyonla
mücadeleyi zorlaştırabilir. Bebekler nezle ve grip gibi hastalıkları
daha ağır geçirebilirler. Özellikle 2-3 aylığa kadar olan bebekleri,
hasta kişilerden olabildiğince korumak gerekir. Bebek iyi görünmüyorsa,
beslenmekte zorlanıyor ya da tamamen reddediyorsa, hızlı ya da zorlanarak
nefes alıp veriyorsa mutlaka doktora götürülmelidir. Bu kadar küçük
bebeklerde yüksek ateş olması çok beklenmez; bu nedenle hastalığın
şiddetini ateşle ölçmek yanıltıcı olacaktır.
Burnu tıkalı olan bebek emmekte güçlük çekeceği için burnuna steril
tuzlu su yani serum fizyolojik damlatılmalı ve doktora burun açıcı
(dekonjestan) damla kullanılıp kullanılamayacağı danışılmalıdır.
Hasta bebeğin içtiği süt/su miktarı dikkate alınmalı ve bebeğin
susuz kalmamasına dikkat edilmelidir. Giderek güçsüzleşen, ağzı
kuruyan, bezi 3-4 saat kuru kalan bebeğin acil olarak doktora götürülmesi
şarttır.
Daha büyük çocuklar soğuk algınlığında genellikle ateşli olur, birkaç
kez kusabilirler. Ancak nezle tam başladığında ateşleri düşer ve
nezleye bağlı burun akıntısı gibi rahatsızlıklar ön plana çıkar.
Bazen virüslerin zayıflattığı vücutta bakteriler ikincil enfeksiyonlara
yol açabilir. Uzayan nezleye ateş, sarı-yeşil burun akıntısı, kulak
ağrısı veya işitme kaybı, öksürük iştahsızlık eklenirse orta kulak
enfeksiyonu, bronşit, zatüree gibi bir ikincil enfeksiyon düşünülmeli
ve doktora görünülmelidirbu tür enfeksiyonların tedavisi doktor
tavsiyesiyle antibiyotiklerle yapılır.
Boğaz ağrısı, ateş ve halsizlik şikayetiyle gelen çocuğun sadece
nezle mi yoksa grip mi geçirdiğini anlamak her zaman kolay değildir.
Gribe neden olan genellikle influenza virüsü grubudur. Grip nezleye
nazaran daha yüksek ateşe ve genel kırgınlığa yol açar. İştah azalır,
yaygın kas ağrıları, titreme belirtileri görülebilir. Gripte de
nezlede de tedavi belirtilere yöneliktir. Bol sıvı alarak vücudun
kuru kjalmasını önlemeli, ateş düşürücü ve dekonjestan ilaçlar doktorun
önerisiyle kullanılmalı ve istirahat edilmelidir.
BRONŞİYOLİT
Bronşiyolit de nezle gibi kış aylarında ve ilkbahar başlangıcında
daha sık gorulur. Akciğerlerdeki küçük solunum yollarının (bronşiyol)
enfeksiyonla şişmesi ve salılarla tıkanması durumudur. Nezleyle
başlayan enfeksiyonun alt solunum yollarına inmesiyle solunumun
hızlanması, göğsün nefes alıp verirken içeri çökmesi gibi belirtilerin
görülmesi, durumun ciddileştiğini gösterir. Ateş olmayabilir ancak
sıkıntılı solunum giderek hava açlığına ve çocuğun yorulmasına yol
açar. Bebek ne kadar küçükse yorulması o denli kolay olur. Kısa
süreli solunum duraklamaları bu hastalığın ilk belirtisi olabilir.
3-6 aylık bebeklerde görülme oranı daha sıktır ve buna neden olan
etken bulaşıcıdır. Etkilediği kişinin yaşına göre belirtilerin şiddeti
de değişir. Enfeksiyon, erişkin birinde sadece burun akıntısına
sebep olabilir. Emme güçlüğüne yol açarsa bebeği susuz bırakacağından
genel durum daha da bozulur. Böyle bir bebeğin doktor tarafından
değerlendirilmesi, bazen hastaneye yatırılması gerekebilir.Buhar
tedavisi salgıları incelterek tıkanıklık belirtilerini hafifletebilir.
Bebek sıvı alamıyorsa, serumla sıvı alması sağlanabilir.
ÖKSÜRÜK
Öksürük çocuklukta en sık rastlanan hastalık belirtisidir. Öksürük,
aslında boğaz ve göğüsteki solunum yollarını temizlemeye yarayan
bir reflekstir. Çoğunlukla basit bir üsütme belirtisidir ama bazen
de doktora gitmeyi gerektirecek kadar ısrarlı ve ürkütücü olabilir.
Burundan akmak yerine boğaz gerisine doğru akan sümüksü salgı boğazı
tahriş ederek öksürüğü başlatır. Öksürük değişik hastalıklarda değişik
özellikler gösterebilir. Nezleyle birlekte olan öksürük ıslak veya
kuru özellik gösterebilir ve bir hafta kadar sürebilir. Öksürük
nezlede genellikle en son kaybolan belirtidir. Ateş, burun akıntısı
ve öksürük genellikle gribal bir enfeksiyon bulgusu olsada, 39 dereceyi
aşan ateş ve sıkıntılı solunum görüldüğünde zatürree gibi daha ciddi
solunum yolu hastalığı akla gelmelidir.
Öksürük öğme refleksini uyararak kusmaya neden olabilir. Kusma devam
etmedikçe bu korkulacak bir durum değildir. Özellikle yuvaya giden
çocuklarda peş peşe gelen soğuk algınlığı öksürüğün haftalarca sürmesine
yol açabilir. Çocuğunuzun öksürüğü 1 ayı geçiyorsa astım, alerji,
sinüzit gibi solunum yollarının aşırı duyarlılığından kaynıklanan
durumlar akla gelmeli ve doktora danışılmalıdır.
Öksürük başka hastalıkların da belirtisi olabilir. Örneğin havlama
tarzında öksürük krupta, iç çeker gibi öksürük boğmacada, göğüste
ötmeyle birlikte öksürük astımda görülür.
6 aydan küçük bebeklerde öksürük bebeği yorabilir. Özellikle sonbahar-kış
mevsiminde yaygınlaşan RSV (Respiratory syncythial virüs) daha büyük
çocuklarda nezleye neden olurken, bebekler alt solunum yollarını
ve akciğerlerin etkileyerek ciddi solunum zorluğuna yol açabilir.
Genelde virüslerin yol açtığı nezle gibi enfeksiyonlarda antibiyotiklerin
tedavide yeri yoktur. Öksürük gece uykuyu engellemiyorsa içinde
birkaç farklı etkin madde içeren öksürük şuruplarının kontrolsüzce
kullanılması yanlıştır. Bazen öksürük refleksinin bu ilaçlarla baskılanması,
solunum yollarının doğal temizlenme mekanizmasını engelleyerek durumu
kötüleştirebilir bile. Bakterilerin neden olduğu zatürree gibi hastalıklarda
antibiyotikler doktor denetiminde kullanılabilir. Zatürree, boğmaca,
RSV gibi hastalıklar hastaneye yatmayı gerektirecek kadar ciddi
seyredebilir.
KRUP
Bir cins larinks yani nefes borusunun iltihabı olan bu durum, çocuklarda
özellikle 3 ay ile 5 yaş arasında sık görülür. Çoğunlukla virüslerin
neden olduğu soğuk algınlığı ses kutusuna ve nefes borusuna doğru
inerse, büyüklerde ses kısıklığı, gıcık ve öksürüğe yol açarken,
küçük çocukların nefes borularının daha dar olması sebebiyle ödem
ve daralmaya neden olabilir.
Krup sıklıkla sonbahar-kış mevsiminde salgın olarak görülebilir.
Önce üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlayan belirtiler giderek
yerini ses kısıklığı, havlar gibi öksürük ve ileri durumlarda solunum
sıkıntısına bırakabilir. Ateş sıklıkla olur. Belirtiler geceleri
ve ağlamakla artar. Bu durumda hemen doktor aranmalıdır. Bu arada
çocuk sakın tutulmay çalışılmalıdır. Hava ve oksijen açlığını önlemenin
en iyi yolu sakin durarak oksijen tüketimini azaltmaktır. Havayı
içine çekmesi için balkona ya da pencereye çıkarılmalı, 6-7 nefes
aldıktan sonra banyoda sıcak su akıtarak buhar yapmalı ve 10 dakika
burada durmalıdır. Nemli hava larinksteki ödemin azalmasını sağlar.
Bu uygulamalarla rahatlamayan çocuk derhal acil servisi olan bir
hastaneye götürülmelidir.
Krup 5-6 gün, giderek azalan şiddette devam edebilir. Evde bulunduracağınız
bir soğuk buhar makinesi diğer soğuk algınlıklarında bu durumun
tekrarlamasını önleyebilir.
FARENJİT
Boğazı ağrıyan ateşli çocuklar arasında her 10 çocuktan biri streptokok
bakterisinin neden olduğu faranjite yakalanmıştır. Faranjit kış
aylarında, kapalı, kalabalık ortamlarda kolayca bulaşır. 5-15 yaş
grubu çocuklar bu hastalığa en sık yakalanan gruptur. Hastalık,
hasta kişinin tükürük ve burun salgısından bulaşabilir. Evde hasta
biri olduğunda ortak hiçbir malzeme kullanılmamalı, eller sabunla
sık sık yıkanmalıdır. Faranjit boğaz enfeksiyonu demektir ve yutmayı
güçleştirir. Ateş, titreme, kırıklık, iştahsızlık gibi belirtilerin
yanında karın ağrısı, bulantı, kusma da görülebilir. Boyundaki lenf
bezleri şişer, bademcikler irileşir ve üzerinde beyaz-sarı iltihap
odakları belirir.
Boğaz kültürü ya da hızlı strep testiyle doğrulandığında antibiyotik
tedavisine başlanır ve 10 gün devam edilir. Yetersiz tedavi bademcik
absesi, romatizmal ateş ve nefrit gibi durumlara neden olabilir.
Hasta çocuğa bol sıvı, yuluşak yiyecekler, çorba, dondurma verilebilir
(soğuk ödemi ve yangıyı alacaktır). Daha büyük çocuklar tuzlu suyla
gargara yapabilir.
|
 |